Murat Güreş

Murat Güreş

15 TEMMUZ SONRASI ve YEREL MEDYA

Bir meseleyi iyi anlamak için, net tartışmak, bilgi kirliliği yaratmadan kamuoyunu aydınlatmak gerekir. Ancak 15 Temmuz’dan bu yana Fetocu döneklerin televizyon ekranlarını günah çıkarma odasına dönüştürerek, keselerinde biriktirdiklerini kusma şansına kavuştuklarını izliyoruz. Yıllarca devlet ağacının süne zararlısı olan, dönekler, düşüklerle beraber yaptıkları sızıntıyı anlatırlarken edilgen bir dil kullanarak, sızma zeytinyağı gibi suyun üzerine çıkma isteklerini de gizleyemiyorlar!..

 

Algı yönetimi, kılık değiştirme, takiye ve madrabazlıkta uzman olan bu tipleri en tepeden, en tabana her yerde hem de demokrasi çığlıkları atarken görebilmeniz pek mümkün. Pusula’dan arkadaşımız Mehmet Demir, önceki günkü yazısında bu “şaşı bak şaşır” durumuna dikkat çekerek konuyu yerele indirgemiş ve medyadaki fetöşsevicilerin nerede olduğunu sormuş…

 

Kendisine iki konuyu hatırlatmakla birlikte, aslında kamuoyuna da çoktandır unutulmuş olan vakaları da tekrar akıl süzgecinden geçirmeleri gerektiği için biraz dokunmak isterim.

Birincisi sadece medyada değil, Gaziantep’i istedikleri gibi eğip-büküp şekle sokmak isteyen malum güçler için Şamil Tayyar’ın, kentin sivil alanını, emniyet ve yargıyı dizayn etmek isteyenlerin olduğuna çektiği açıklamasını yeniden gözden geçirelim. Bu Gaziantep genelini saran yılanı tarif eden bir açıklamaydı ve sonuçlarını hepimiz yaşıyoruz.

 

Medya ayağına gelecek olursak, 2013 yılının başlarında  Gazeteciler Cemiyeti’nin seçimine birkaç ay kala FETÖ’nün şimdi kapatılan yayın organlarında çalışan 65 kişinin üye olabilmeleri için doldurdukları  formlarını alıp, koşa koşa yönetim kurulu toplantısına getirenler kimdi şöyle geriye gidip bir baksın Mehmet Demir?

 

Dönemin, Gazeteciler Cemiyeti genel sekreteri olarak, cemaat gurubundan 65 kişinin aynı anda üye edilmek istenmesinin kongreye giderken etik olmadığı ve bu işin içinde farklı planlar olduğunu söyleyerek şimdiki başkan İbrahim Ay ve başkan vekili Hayri Ünal ile birlikte az mücadele etmedik ve ben bunların üye yapılmaları halinde karara muhalefet şerhi koyacağımı net olarak söyledim o zaman. İşte cemiyetin ele geçirilme planına biz o zaman böyle engel olduk. Yönetim kurulunda kimlerle şiddetli tartışmalar yaşadığımızı kendi ölçülerime göre ahlaki bulmadığım için açıklamayacağım.  

 

Yıllarca birlikte sokaklarda muhabirlik yaptığımız Mehmet Demir arkadaşımız, eğer yazdıklarında samimi ve yerel medyanın fetöseverlerine bir projektör tutmak istiyorsa Şamil Tayyar’ın o zaman Royal Otel’deki açıklamalarına ve 2013 yılının Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu üyelerine iyi bakmalıdır. Eğer iyi bakarsa, sopasından tuttuğu Türk bayrağını pişkin pişkin sallayanları da daha net görecektir diye düşünüyorum.

 

MİLLİ EĞİTİM ve YENİ DERS YILI 

15 Temmuz çakallığı bazı önemli konuların kısa süreliğine de olsa derin dondurucuya girmesine neden oldu. Bunlardan biri kentimizin yumuşak karnı olan eğitim sorunumuz. FETÖ soruşturmaları nedeniyle en fazla kamu çalışanı eğitim camiasından açığa alındı veya görevden el çektirildi. Okulların açılmasına neredeyse 1 ay kaldı. Öğrencilerin mağdur olmaması, eğitim yılına eksiksiz başlanması, derslerin boş geçmemesi için şimdiden hummalı bir çalışmaya başlamanın şart olduğu ortada. 

Her alanda FETÖ ile mücadele edilmeli ama bu nedenle kamuda bozulan dengeler de devletin devamlılığı ilkesi açısından acilen sağlanmalı. 

 

Aksi takdirde FETÖ’nün dolaylı yıkımının artçı sarsıntıları, kamuda, yeniden yapılanma sürecinin uzaması ile oluşan boşlukla  devam eder.

Bizim için reçete, Türkiye’nin acilen normalleşmesidir. 

Başka da çaremiz yoktur…

Yorum yap